| | #1 |
| Milli Edebiyat ve Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı(Konu Anlatımı,Çözümlü Örnekler,Test) MİLLİ EDEBİYAT VE CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI 1911 - 1922 yılları arası "Milli Mücadele Dönemi Edebiyatı" olarak nitelendirilebilir. Balkan Savaşı, Birinci Dünya Savaşı ve İstiklâl Savaşı'nı içine alan bu yıllarda şair ve yazarlarımız "Milli Mücadele"ye ya fiilen katılmış ya da bu mücadeleyi yazı ve şiirleriyle desteklemişlerdir. Bu dönem şair ve yazarlarının hemen hepsi Servet-i Fünun, Fecr-i Ati ve Milli Edebiyat dönemlerinde ün yapmış; Cumhuriyet döneminde de eser vermeyi sürdürmüştür. "Mehmet Emin Yurdakul, Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem, Ziya Gökalp, Mehmet Fuat Köprülü, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Ahmet Hikmet Müftüoğlu" dönemin en ünlü sanatçılarındandır. Milli Edebiyat Akımı: 1911'de Selanik'te çıkarılan "Genç Kalemler" dergisinde Ömer Seyfettin'in "Yeni Lisan" adlı makalesinin yayımlanmasıyla "Milli Edebiyat" akımı başlamış olur. Akımın ana hedefi dili millileştirmek ve Türkçeyi sadeleştirmektir. Milli Edebiyat Akımının Amaçları Eserlerde, halkın konuştuğu Türkçeyi kullanmak Şiirde aruz yerine milli ölçümüz olan heceyi benimseyip kullanmak Konuşma ve yazı dilinde İstanbul ağzını esas almak Eşanlamlı sözcüklerden Türkçe olanı tercih etmek Halk edebiyatı şiir biçimlerinden yararlanmak Eserlerde yerli hayatı ve tarihle ilgili konuları işlemek ÖRNEK- 1 (ÖYS - 1996): Temel düşünceleri, yazı dilini konuşma diline yaklaştırmaktı. Bu amaçla İstanbul ağzı örnek alındı. Tamlamalar sadeleştirildi; Türkçeleşmiş yabancı sözcüklere pek dokunulmadı. Bu yolla yepyeni, pırıl pırıl bir Türkçe doğdu. Böylece Osmanlıcadan ulusal dile bir geçiş sağlandı. Türk dilinde yukarıda sözü edilen yeniliği gerçekleştirenlere ne ad verilir? A) Tanzimatçılar B) Edebiyat-ı Cedideciler C) Genç Kalemler D) Garipçiler E) İkinci Yeniciler ÇÖZÜM: Yazı dilini konuşma diline yaklaştırmak, İstanbul ağzını örnek almak, tamlamaları sadeleştirmek düşüncesi "Milli Edebiyatçılara yani "Genç Kalemler'^ aittir. Doğru cevap (C) seçeneğidir. ÖRNEK - 2 (ÖYS - 1990): Dilde sadeleşme hareketi, "Yeni Lisan" adıyla aşağıdaki edebiyat dönemlerinin hangisinde yer almıştır? A) Tanzimat B) Servet-i Fünun C) Fecr-i Ati D) Milli Edebiyat E) Cumhuriyet ÇÖZÜM : Dilde sadeleşme hareketi "Yeni Lisan", "Milli Edebiyat" dönemine aittir. Doğru cevap (D) seçeneğidir. ŞİİR, ÖYKÜ VE ROMAN Bu dönemde şiirlerde doğa ve yurt güzellikleriyle birlikte yurtseverlik, kahramanlık temaları işlenmiş; şiire romantik bir söyleyiş egemen olmuş ve toplumsal sorunlara oldukça fazla yer verilmiştir. Roman ve öykümüz Anadolu'ya açılmış, yurt sorunları gözlemlere dayalı olarak anlatılmıştır. Yakup Kadri, Reşat Nuri, Refik Halit, Halide Edip gibi yazarların öncülüğünde "Memleket hikâyeleri" çığırı açılmıştır. Öykü ve roman, teknik yönden çok gelişmiştir. Aşk, roman ve öyküde en çok işlenen tema olmuştur. Öykü, roman ve tiyatroda kahramanlar yerli halktan alınmıştır. ÖRNEK - 3 (ÖYS -1978): Kurtuluş Savaşı döneminin havasını yansıtan romanlarımızdan üçü, aşağıdakilerin hangisinde bir arada getirilmiştir? A) Vurun Kahpeye, Sinekli Bakkal, Kiralık Konak B) Ateşten Gömlek, Ankara, Sinekli Bakkal C) Yaban, Sodom ve Gomore, Akşam Güneşi D) Vurun Kahpeye, Yaban, Ateşten Gömlek E) Yaban, Çalıkuşu, Ankara ÇÖZÜM: D seçeneğinde yer alan eserler "Kurtuluş Savaşı" yıllarını anlatan romanlardır. "Yaban" Yakup Kadri'ye, "Vurun Kahpeye" ve "Ateşten Gömlek" ise Halide Edip'e ait romanlardır. Doğru cevap (D) seçeneğidir. BEŞ HECECİLER 1908'den sonra Milli Edebiyat akımını benimseyerek şiirlerini hece vezniyle kaleme alan şairlere "Beş Hececiler" veya "Hecenin Beş Şairi" adı verilmiştir. Beş Hececiler, şiire Balkan Savaşı sırasında ve Servet-i Fünuncuların etkisiyle ayrı ayrı mecmualarda aruzla şiir yazmaya başlamışlardır. Orhan Seyfi Orhon "Hıyaban"da, Halit Fahri Ozansoy "Rübab"da, Enis Behiç Koryürek "Şehbal"de, Faruk Nafiz Çamlıbel "Peyam- Edebi"de, Yusuf Ziya Ortaç "Kehkeşan"da aruzla yazdıkları ilk şiirlerini yayımlamışlardır. "Beş Hececiler"! hece ile yazmaya teşvik eden sanatçılar Ziya Gökalp ve Ömer Seyfettin olmuştur. Hecenin Beş şairi, şiirlerini "Yeni Mecmua"da yayımlamışlardır. Yeni Mecmua; Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp ve M. Fuat Köprülü tarafından çıkarılan bir dergidir. Beş Hececiler, şiirimize şunları kazandırmışlardır: Şiirlerinde memleket sevgisini, yurdun güzelliklerini, kahramanlık gibi temaları işlemişlerdir. Halk şiiri geleneğinden yararlanmışlar, hecenin genellikle 11 ve 14'lü kalıbını kullanmışlardır. Anadolu hayatını coşkulu bir biçimde dile getirmişlerdir. Hece veznini güzel, açık, sade bir Türkçe ve milli zevkle birleştirmeyi başarmışlardır. ÖRNEK - 4 (ÖSS - 2006): Cumhuriyet'in ilanından 1940'lara kadar şiirimizin dört yöneliminden biri olan Beş Hececiler, Halk şiirinin dış yapısını, özellikle ölçü ve uyak düzenini benimsediler. Böylelikle Halk şiirinin dünyasına ulaşabileceklerini sandılar. Dil açısından arı, açık bir söyleyişe yöneldiler. Ürettikleri şiirler ise kalıplaşmış bir yapı içinde kaldı. Aşağıdakilerden hangisi bu anlayışa bağlı kalarak şiir yazanlardan biri değildir? A) Faruk Nafiz Çamlıbel B) Orhan Seyfi Orhon C) Ceyhun Atıf Kansu D) Enis Behiç Koryürek E) Yusuf Ziya Ortaç ÇÖZÜM: Ceyhun Atuf Kansu, "Beş Hececi!er"e mensup bir şair değildir. Doğru cevap (C) seçeneğidir. Dikkat! Soru metnindeki yanlışlık, sorunun çözümünde bir terslik yaratmasa da Beş Hececiler, şiir yazmaya ve bunları "Yeni Lisan"da yayımlamaya Cumhuriyet'in ilanından yıllar önce başlamışlardır. Konu edebiyatci tarafından (05-27-2008 Saat 03:20 AM ) değiştirilmiştir.. | |
| | |
| | #2 |
| Milli Edebiyat Akımının Önemli Temsilcileri "Mehmet Emin Yurdakul, Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp, Ali Canip Yöntem, Yakup Kadri Ka-raosmanoğlu, Hailde Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Refik Halit Karay, Peyami Safa, Halide Nusret Zorlutuna, Memduh Şevket Esendal, Rıza Tevfik, Cevat Şakir Kabaağaçlı, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Mehmet Fuat Köprülü..."Mehmet Emin Yurdakul (1869 -1944) — Türkçülüğü sanat ideali haline getiren bir sa*natçıdır. — Milli şair sıfatıyla anılır. — Türk - Yunan savaşının ardından yayımladığı "Cenge Giderken" şiiriyle ünlenmiştir. — Şiirlerinin tamamında hece ölçüsünü kullan*mıştır. — Sanatı, düşüncelerini anlatmada bir araç olarak kullanmıştır. Eserleri: Türk Sazı, Ey Türk Uyan, Tan Ses*leri, Türkçe Şiirler, Ordunun Sesleri, Zafer Yolunda Ömer Seyfettin (1884 -1920) — Batılı klasik küçük hikâyenin ilk büyük usta*sıdır. — Dildeki sadeleşme düşüncesiyle akımın ön*cüsü olmuştur. — Öykülerinin konularını çocukluk anılarından, tarihten ve günlük yaşamdan almıştır. — Cümleleri kısa ve yalındır. Öykülerinde ruh tahlillerine yer vermez. — Olay, hikâyelerinin en önemli unsurudur. — "Maupassant" tarzı öyküleriyle tanınmıştır. Eserleri: Bomba, Gizli Mabet, Ant, Bahar ve Kelebekler, Yüksek Ökçeler, Kaşağı, Beyaz Lale, Yalnız Efe... Ziya Gökalp (1876 -1924) — Edebiyatı, görüşlerini yaymak için araç ola*rak gören sanatçı Türk sosyolojisinin kuru*cusu sayılır. — Ona göre Türkçülük, Türk milletini yükselt*mektir. — Bütün Türkleri tek bayrak altında toplamak istemiş, "Turan" ülkesi düşlemiştir. — Didaktik şiirler yazan sanatçı, fikirleriyle yeni kurulan Türk devletini etkileyebilmiştir. Eserleri: "Kızıl Elma, Altın Işık, Yeni Hayat, Türkçülüğün Esasları, Türk Medeniyeti Tarihi, Malta Mektupları, Türkleşmek - İslamlaşmak -Muasırlaşmak" Ali Canip Yöntem (1887 -1967) — Dilin sadeleşmesi konusunda büyük bir ça*ba sarf eden sanatçı, yazdığı makalelerle ve denemelerle Milli Edebiyat'a büyük katkı sağlamıştır. — Aruz ve heceyi kullanmış; aşk ve doğa konu*lu şiirler yazmıştır. — Edebiyat ve edebiyat tarihi üzerine araştır*malar yapmıştır. Eserleri: "Geçtiğimiz Yol, Milli Edebiyat Me*selesi ve Canip Bey'le Münakaşalarım" Faruk Nafiz Çamlıbel (1898 -1973) — Tıp öğrenimini yarıda kesip yazarlık ve öğ*retmenlik yapan sanatçı, "Beş Hececiler"in en önemli isimlerindendir. — Şiire aruzla başlamış, heceyle devam etmiş*tir. — Lirik aşk şiirleriyle büyük beğeni toplamıştır. — Şiirlerinde düş ve gerçek bir aradadır. — "Han Duvarları" ile ün yapmıştır. — Şiir, oyun, roman türlerinde yapıtları vardır. Eserleri: "Şarkın Sultanları, Dinle Neyden, Çoban Çeşmesi, Bir Ömür Böyle Geçti, Gönül*den Gönüle..." Mehmet Fuat Köprülü (1890 -1960) — Belgelere dayanarak birçok sanatçıyı bilim dünyasına ilk kez tanıtan fikir ve sanat ada*mıdır. — Divan ve Halk şairleri üzerine tanıtma ve in*celeme yazıları yazmıştır. — Türk edebiyatı ve tarihini bilimsel olarak in*celemiştir. — Türkolojiyi bilim olarak incelemiş, hem ede*biyat hem de siyasetle uğraşmıştır. Eserleri: "Türk Saz Şairleri, Türk Edebiyatı Tarihi, Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar" Yakup Kadri Karaosmanoğlu(1889 - 1974) — Fecr-i Ati'den sonra Milli Edebiyat akımı içinde yer alan yazar, Tanzimat'tan Cumhuriyet'e uzanan tarihsel dönemdeki olayları romanlarına konu edinerek birbirinin devamı gibi görünen eserler yazmıştır. — "Yaban" adlı romanında aydın - halk çatış*masını işleyen Yakup Kadri, realist bir sanat*çıdır. Eserleri: "Kiralık Konak, Nur Baba, Hüküm Gecesi, Sodom ve Gomore, Panorama, Ankara, Bir Sürgün, Erenlerin Bağından, Okun Ucundan, Zoraki Diplomat, Milli Savaş Hikâyeleri" KİRALIK KONAK (1922) Roman kahramanlarından Naim Efendi, bü*yük konağın en yaşlı kişisidir. II. Abdülhamit dö*neminin önemli kişilerinden, emekli bir bakan (na*zır) dır. Temiz, titiz, dürüst bir Tanzimat efendisi*dir. Gelenek ve göreneklerine sıkı sıkıya bağlıdır. Karısı Nefise Hanım ölmüş, konaktaki düzen bo*zulmuştur. Nalm Efendi, kızı Sakine Hanım, damadı Servet Bey, torunları Seniha ve Cemil İle aynı konakta yaşamaktadır. Damat, alafrangalık düş*künüdür, torun Seniha ise iyice serbest yetişmiş*tir. Seniha konağa girip çıkan genç şair Hakkı Celis'le ilişkiye girer, ondan gebe kalır. Durumu öğrenen Naim Efendi çok sarsılır, bir şey yapamaz. Bu arada I. Dünya Savaşı sürmektedir. Sa*vaşın yarattığı pahalılık, yokluk konağa da yansır Savaş zenginleriyle düşüp kalkmaya başlayan Seniha Avrupa'ya kaçar. Damat Servet Bey, ba*şından beri sıkıcı bulduğu konak yaşamından ve Naim Efendi'den kurtulmak için bir apartmana ta*şınır. Seniha'yı temiz bir aşkla seven Hakkı Celis cepheye gitmiştir. Seniha Avrupa'dan dönünce yine savaş zenginleriyle düşüp kalkar. Naim Efen*di, konağı kiraya verip kız kardeşinin yanına çık*mak isterse de konağı hiç kimse kiralamaz. Bir gün, Servet Beylerde verilen bir ziyafette cepheden izinli gelmiş bir subay, Hakkı Celis'in birkaç gün önce şehit olduğu haberini verir. Seni*ha buna kayıtsız kalır. Naim Efendi, hızla değişmesine akıl erdire*mediği bir çöküş dünyasında, konağında tek ba*şına kalır... SODOM VE GOMORE (1928) I. Dünya Savaşı'ndan sonra İngiliz, Fransız ve Amerikan işgal güçleri İstanbul'a yerleşirler. Sami Bey ailesi başta olmak üzere bazı Türkler, milli ve manevi değerlerini kaybetmiş; çıkarların*dan başka bir şey düşünemez olmuşlardır. Bunlar işgalci güçlerle içli dışlıdırlar ve onların gözüne girmek için her şeyi yaparlar. Ülkenin kurtuluşunu özellikle İngiliz mandacılığında görürler. Sami Bey'in güzel kızı Leyla, Ingilizceyi çok iyi bilmektedir. Dayısının oğlu Necdet ile nişanlı*dır. Ancak bir İngiliz subayı ile düşüp kalkacak kadar ahlaken yozlaşmıştır. Milliyetçi ve vatanse*ver olan Necdet böyle bir şeyi kabullenemez. O, Anadolu'daki direniş hareketini desteklemektedir. Milli Mücadele başarıyla sonuçlanır, işgalci güçler ülkeden kovulur. Boşlukta kalan Leyla, Necdet'e yanaşmak İster; ancak iş işten geçmiş*tir... YABAN (1932) I. Dünya Savaşı'na yedek subay olarak katı*lan Ahmet Celâl, bu savaşta tek kolunu kaybe*derek geri döner. Artık savaşamayacağı için üzülür. İstanbul İngilizler tarafından işgal edilince emireri Mehmet Ali'nin davetine uyarak, onun Porsuk çayı kıyısındaki köyüne gider. Köyde, her gün gazete getirterek savaştaki gelişmeleri izler. Fırsat buldukça da köylülere gelişmelerin önemini anlatır. Köy halkı, yoksulluklarının ve cahilliklerinin asıl sebebi olan Salih Ağa'ya bağlıdır. O, ne der*se İnanırlar. Salih Ağa'nın etkisiyle kimse Ahmet Celâl'e yanaşmaz. Köylü onu "yaban" olarak nite*ler. Bu duruma üzülen genç subay bunalıma dü*şer. İyice bunaldığı bir gün gezmeye, hava alma*ya çıkar; Emine ile karşılaşır, ona ilgi duyar. Ne var ki Emine, Mehmet Ali'nin kardeşi İsmail'in ka*rışıdır. Aradan günler geçer. Köy Yunanlar tarafın*dan işgal edilir. Yunanlar köyü yakıp yıkarlar, köy*lülere işkence ederler. Köylülerin çoğu köy mey*danında topluca öldürülür. Ahmet Celâl, Emine ile birlikte bu toplu öldürme çemberinden kurtulup kaçmak ister. Arkalarından ateş edilir, ikisi de ya*ralanır. Güçlükle köyün mezarlığına ulaşırlar. Sa*baha kadar orada beklerler. Ertesi gün yola çıka*caklardır. Fakat Emine yürüyecek durumda değil*dir; çünkü yarası ağırdır. Ahmet Celâl, elindeki anı defterini Emine'nin eline sıkıştırır, bilinmeyen bir yöne doğru gider. Sakarya Savaşı'ndan sonra o bölgeden düş*man ordularının çekilmesi üzerine köye gelen düşman zulümlerini araştırma kurulu yıkıntılar, kömürleşmiş insan kemikleri arasında bir defter bulur. Kenarları yanık, ortası yırtık bu defter Ah*met Celâl'in anılarını yazdığı ve son anda Emi*ne'nin eline sıkıştırdığı defterdir. Halide Edip Adıvar (1884 -1964) — İngiliz romancılarından etkilenen yazarın, ro*manlarının çoğunda kahramanlar kadındır. — Kurtuluş Savaşı'na fiilen katılmıştır. — Dili kullanmada başarısızdır; dağınık ve dü*zensiz bir üslubu vardır. — Eserlerini üç devrede inceleyebiliriz. — Birinci dönemde bireysel duyguları, ka*dın psikolojisini işler (Handan, Seviye Talip). — İkinci dönemde Kurtuluş Savaşı'nın sos*yal olaylarını işler (Ateşten Gömlek, Vu*run Kahpeye). — Üçüncü dönemde gelenek ve görenek*lerin yön verdiği yaşama biçimini aktarır (Tatarcık, Sinekli Bakkal). Eserleri: "Harap Mabetler, Yeni Turan, Yol Palas Cinayeti, Kalp Ağrısı, Akile Hanım Sokağı" Refik Hal it Karay (1888 -1965) — Hikâyeciliğimizin kapılarını Anadolu'ya açan kişidir. — Mizahi yazıları ve siyasi yergileriyle ün ka*zanmıştır. — Eserlerinde konuşma dilini kullanmış "Kirpi" lakabıyla eleştiriler yazmıştır. — Anadolu'yu ve Anadolu dışındaki yerleri re*alist bir gözle anlatmıştır. Eserleri: "Memleket Hikâyeleri, Gurbet Hi*kâyeleri, Sürgün, Bugünün Saraylısı, Kadınlar Tekkesi, Çete, Kirpinin Dedikleri" Reşat Nuri Güntekin (1889 -1956) — Anadolu'nun yerli hayatını başarıyla aktaran sanatçı "Çalıkuşu" romanıyla ün kazanmıştır. — Eserlerinde hem realist hem de romantik özellikler görülür. — Eserlerini canlı ve sade bir Türkçeyle yazan sanatçı, bunlarda batıl inançları, aile dramla*rını, hayat sahnelerini işlemiştir. — 20. yüzyıl Türk edebiyatının en büyük ro*mancısı sayılır. Eserleri: "Damga, Dudaktan Kalbe, Acımak, Yaprak Dökümü, Çalıkuşu, Miskinler Tekkesi, Ak*şam Güneşi, Eski Hastalık, Anadolu Notları, Tanrı Dağı Ziyafeti.." Milli Edebiyat Döneminde Bağımsız Sanatçılar Mehmet Akif Ersoy (1873 -1936) — Dini, milli, lirik, epik özellik taşıyan şiirleriyle tanınmış bir şairimizdir. — Nazmı nesre yaklaştırmış, bütün şiirlerini aruz ölçüsüyle yazmıştır. Aruzu Türkçeye başarıyla uygulamıştır. — Şiirlerinde sosyal konulara yer vermiş realist bir sanatçıdır. — "İstiklâl Marşı" mızın şairi, şiirlerini "Safahat" adlı eserde toplamıştır. — Şiirlerinin çoğu, manzum öykü özelliği taşır. — Öğretici yönü ağır basan; din, ahlak, vatan konularının işlendiği şiirlerinde konuşma dili*ni başarıyla kullanmıştır. — Fransız sanatçı Emile Zola'nın gerçekçiliğine hayrandır. Onu bu bakımdan naturalist saya*biliriz : Eserleri: "Safahat'ın içinde yer alan Süleymaniye Kürsüsünde, Hakkın Sesleri, Fatih Kürsü*sünde, Hatıralar, Gölgeler, Asım" Yahya Kemal Beyatlı (1884 - 1958) — Divan şiiri geleneğini Batı şiir tekniği ile bir*leştirerek özgün bir şiir dili ortaya koyan "neo - klasik" bir sanatçıdır. — Aruzu Türkçeye başarıyla uygulamış, nazmı nesirden uzaklaştırmıştır. — "Ok" şiiri dışında, bütün şiirlerini aruzla yaz*mıştır. — Şiirlerinde tarih, aşk, ölüm, sonsuzluk duy*gusu gibi temalar işlemiştir. — Şiirde iç ahengi üstün tutmuş, şiiri "musiki*den başka bir musiki" saymıştır. — "Türkçe ağzımda annemin sütüdür." diyen şair, İstanbul Türkçesini başarıyla kullanmış*tır. — Bir İstanbul aşığıdır, parnasyendir. Eserleri: "Aziz İstanbul, Eğil Dağlar, Eski Şi*irin Rüzgârıyla, Kendi Gök Kubbemiz, Rubailer, Siyasi ve Edebi Hatıralar" Konu edebiyatci tarafından (05-27-2008 Saat 03:24 AM ) değiştirilmiştir.. | |
| | |
| | #3 |
| 1923 - 1940 YILLARI ARASI TÜRK EDEBİYATI Cumhuriyet'in ilanıyla başlayan bu dönemde siyasal ve toplumsal değişimler edebiyatımızı da etkilemiştir. Yeni Türk harfleri kabul edilmiş, dil tartışmaları sonuçlanmış, Türk edebiyatı taklitçilikten kurtulmuştur. Dönemin Özellikleri: Edebiyatımız bu dönemde gerçekçi bir anlayışla halkın sorunlarına eğilmiştir. Öykü ve romanda toplumsal gerçekçilik ön plana çıkmıştır. Edebiyatın bütün türlerinde eserler ortaya konmuştur. Eserlerde Kurtuluş Savaşı'nın izleri vardır. Şiirlerde genellikle hece ölçüsü kullanılmış; ancak bazı sanatçılar serbest nazım biçimiyle de şiirler yazmıştır. Dünya çapında şair, eleştirmen ve romancılar yetişmiştir. Edebiyat, halka mal olmuş, eserlerde günlük konuşma biçimine sıkça yer verilmiştir. 1923 -1940 Yılları Arasında Ortaya Çıkan Edebiyat Toplulukları YEDİ MEŞALECİLER 1928'de eserlerini "Yedi Meşale" adlı kitapta toplayan, Milli edebiyatçılara tepki olarak ortaya çıkan sanatçılar, yenilik, canlılık ve içtenlik peşinde koştular; ancak amaçlarına ulaşamadılar. Yedi Meşaleciler: Sanat, sanat için olmalıdır." görüşünü benimsediler. Konuları olabildiğince genişletmek istediler. Geleneksel temalar yerine yeni temalar bulup işlediler. Olaylara daha gerçekçi yaklaştılar; iç dünyalarına, eşyaya izlenimci bir ressam gibi baktılar. Edebiyatımızdan yankıları çok kısa süren sanatçılar şunlardır: Kenan Hulusi Koray, Cevdet Kudret Solok, Muammer Lütfi Bahsi, Sabri Esat Siyavuşgil, Yaşar Nabi Nayır, Vasfi Mahir Kocatürk, Ziya Osman Saba 1940 SONRASI TÜRK EDEBİYATI 1940'tan sonra Türkiye'de ve dünyada yeni gelişmeler olmuş, ikinci Dünya Savaşı dünya ülkeleri gibi Türkiye'yi de etkilemiş ve toplum bunalımlı bir savaş atmosferi yaşamıştır. 1950'den sonra çok partili siyasal hayata geçilmiş, edebiyatımızda çokseslilik oluşmuş, karşıt görüşlerin dile getirildiği eserler verilmeye başlanmıştır. 1940 Sonrası Ortaya Çıkan EdebiyatToplulukları GARİPÇİLER (I. YENİ HAREKETİ) Geleneksel şiir anlayışına karşı çıkan ve 1941'de yayımladıkları "Garip" adlı kitapla ortaya çıkan Birinci Yeni Hareketi "Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday, Oktay Rıfat Horozcu"dan oluşur. Şiirimizde köklü değişikliklere yol açan Garipçilerin şiir anlayışını şöyle özetleyebiliriz: Şiirde ölçüye başkaldırıp serbest nazım biçimini kullandılar Uyağı şiir için gerekli olmaktan çıkardılar. Şiirde parça güzelliğini değil, bütün güzelliğini savundular. Günlük yaşamdaki her şeyi konu olarak şiire sokmaya çalıştılar. Halkın konuştuğu dili kullandılar. Söz oyunlarından uzak durdular. Şiirde toplumsal aksaklıkları eleştirdiler. Şiirde halktan kişileri ve sıradan insanları anlattılar. ÖRNEK - 5 (ÖYS - 1997): İlk şiirlerini 1936'da yayımlamaya başlamıştır. Bunlar o güne kadar şiir diye bilinen ürünlere bir tür başkaldırıdır. Öyle ki, şiiri birtakım kalıp ve klişelerden, yıpranmış benzetmelerden, başka bir deyişle şairanelikten kurtarmıştır. Yalın gündelik bir dilin söz kalıplarına yaslanarak şiirlerini oluşturmuştur. Gündelik yaşamı çıkış noktası yapmıştır. Bu parçada sözü edilen şair aşağıdakilerden hangisidir? A) Cahit Sıtkı Tarancı B) Faruk Nafiz Çamlıbel C) Orhan Veli Kanık D) Fazıl Hüsnü Dağlarca E) Cahit Külebi ÇÖZÜM; Şiiri birtakım kalıp ve klişelerden, şairanelikten kurtaran şairimiz Orhan Veli'dir. O, şiirlerinde gündelik yaşamı dile getirmiştir. Doğru cevap (C) seçeneğidir. İKİNCİ YENİ 1950'den sonra gelişen bu akım, Orhan Veli ve arkadaşlarının şiir anlayışına bir tepki olarak doğmuştur. Değişik imgeler, çağrışımlar ve soyutlamalarla yeni bir söyleyişin amaçlandığı akımın öncüleri arasında Cemal Süreya, Edip Cansever, Turgut Uyar, İlhan Berk, Oktay Rıfat ve Ece Ayhan sayılabilir. Bu akımın anlayışını şöyle özetleyebiliriz: Yeni'nin tam tersi bir noktadan yola çıktılar. Halk kültüründen uzaklaştılar. Anlama değil söyleyişe önem verdiler. Konuşma diline uzak kaldılar, edebi sanatlara özgürlük tanıdılar. imgeye kapılarını sonuna kadar açtılar. Aklın mantıksal işleyişine sırt çevirdiler. Gerçeküstücülüğü daha bilinçli benimsediler. HİSARCILAR 1950'den sonra Mehmet Çınarlı'nın çıkardığı "Hisar" dergisi çevresinde toplanan bazı sanatçılar Garipçilere tepki göstermişler milli - manevi değerlere dayalı bir anlayışı ortaya koymuşlardır. Şiirde ölçü ve uyak gibi değerleri önemseyen aşk, doğa, yurt sevgisi temalarını işleyen bu topluluğun sanatçıları arasında Mehmet Çınarlı, İlhan Geçer, Munis Faik Ozansoy, Mustafa Necati Karaer, Yavuz Bülent Bakiler sayılabilir. TOPLUMSAL GERÇEKÇİLER 1950'den sonra bazı öykü ve roman yazarları halka, özellikle köye ve köylü sorunlarına yönelmişler, gözlemci bir gerçekçilikle eserler vermişlerdir. Ele aldıkları sorunları daha çok sosyalist dünya görüşünden hareketle işlemişler, sanatı bu görüşü yayma doğrultusunda kullanmışlardır. Bu topluluğun sanatçıları arasında Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Kemal Tahir, Necati Cumalı, Haldun Taner sayılabilir. ÖRNEK - 6 (ÖSS - 2006): Türk öykücülüğünün özelliklerini kavramak istiyorsak öncelikle bu üç yazarımızı çok iyi tanımamız gerekir. Abdullah Efendinin Rüyaları'yla..., Ekmek Kavgası'yla..., Şişhane'ye Yağmur Yağıyordu'yla..., Cumhuriyet Dönemi öykücülüğünde önemli yeri olan sanatçılar arasında sayılır. Bu parçada boş bırakılan yerlere getirilmesi gereken yazar adları aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir? A) Ahmet Hamdi Tanpınar - Orhan Kemal -Haldun Taner B) Haldun Taner - Ahmet Hamdi Tanpınar - Orhan Kemal C) Orhan Kemal - Ahmet Hamdi Tanpınar -Haldun Taner D) Ahmet Hamdi Tanpınar - Haldun Taner - Orhan Kemal E) Haldun Taner - Orhan Kemal - Ahmet Hamdi Tanpınar ÇÖZÜM: Parçada söz edilen eserlerden "Abdullah Efendinin Rüyaları" Ahmet Hamdi Tanpınar'a, "Ekmek Kavgası" Orhan Kemal'a, "Şişhane'ye Yağmur Yağıyordu" ise Haldun Taner'e ait eserler olduğuna göre doğru sıralama A seçeneğidir. Doğru cevap (A) seçeneğidir. Kurtuluş Savaşı'nı Konu Alan Romanlar "Ateşten Gömlek", "Vurun Kahpeye" Halide Edip Adıvar'a, "Yaban" Yakup Kadri Karaosmanoğlu'na, "Yorgun Savaşçı" Kemal Tahir'e "Küçük Ağa" ise Tarık Buğra'ya aittir. | |
| | |
| | #4 |
| CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATININ ÖNEMLİ SANATÇILARI Memduh Şevket Esendal (1883 -1952) — Ömer Seyfettin'le aynı yıllarda yazmasına rağmen öykülerini Cumhuriyet'ten sonra yayımlamıştır. — "Çehov" tarzı modern hikâyeciliğimizin ülkemizdeki ilk başarılı temsilcisidir. — Hikâyelerinde konuşma dilini kullanmış, sıradan insanları ve onların ilgi çekmeyen davranışlarını iyimser bir bakış açısıyla anlatmıştır. — Kahramanları her an karşımıza çıkabilecek canlı tiplerdir. — "Ayaşlı ve Kiracıları, Otlakçı, Mendil Altında, Hava Parası, Temiz Sevgiler, Ev Ona Yakıştı" bilinen eserleridir. Falih Rıfkı Atay (1894 -1971): — Gezi yazılarıyla ün yapmıştır. — Türkiye'nin Batılılaşmasına ve Atatürk inkılaplarının yayılıp korunmasına çalışmıştır. — Canlı, sağlam, kısa cümle yapısına dayalı bir anlatımı vardır. — Türkçeyi mükemmel kullanan bir sanatçıdır. — "Çankaya, Zeytindağı, Babamız Atatürk, Deniz Aşırı, Bizim Akdeniz, Hint, Taymis Kıyıları, Tuna Kıyıları" bilinen eserlerindendir. Sait Faik Abasıyanık (1906 -1954) — Bir İstanbul öykücüsüdür. "Her şey sevgiyle başlar." diyen öykücü insanlara, doğaya, her şeye sevgiyle yaklaşmıştır. — Balıkçılar, kahveciler, kenar semt sakinleri, işçiler... hikâyelerinin kahramanlarıdır. — "Çehov" tarzı öyküleriyle tanınan sanatçı, en basit bir konuyu bile öyküleştirebilir. — "Semaver, Sarnıç, Şahmerdan, Lüzumsuz Adam, Havuzbaşı, Son Kuşlar" bilinen öykülerindendir. ÖRNEK - 7: Acemice yazıldığını düşündüğümüz, başı sonu olmayan öyküleriyle okurların belleğinde yer etmiştir. Öyküleri biçim, teknik, dil ve anlatım özellikleri bakımından "olay öykücülüğü"nden ayrılır. "Olay öykücülüğü"nü yaygınlaştırmaya çalışan... etkilenmekle birlikte, kendi çizgisini geliştiren, yeni bir öykücülük akımının öncüsü olan ......., Cumhuriyet Döneminde klasik öykü tekniğini yıkmıştır. Böylece Türk öykücülüğünde bir devrim gerçekleştirmiştir. Bu parçada boş bırakılan yerlere, verilen bilgilere göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir? A) Gustave Flaubert'ten - Ömer Seyfettin B) Anton Çehov'dan - Sabahattin Ali C) Franz Kafka'dan - Memduh Şevket Esendal D) Guy De Maupassant'tan - Sait Faik Abasıyanık E) Alphonse Daudet'ten - Haldun Taner ÇÖZÜM; Olay öykücülüğünü yaygınlaştırmaya çalışan "Guy De Maupassant", Türk öykücülüğünde bir devrim yaratan sanatçı ise "Sait Faik Abasıyanık"tır. Doğru cevap (D) seçeneğidir. Peyami Safa (1899 - 1961) — Psikolojik romanlarıyla ünlüdür. — Hayatını kalemiyle kazanmış bir sanatçıdır. — Geçim kaygısıyla yazdığı eserlerde "Server Bedi" takma adını kullanmıştır. — Romanlarında psikolojik çözümlemelere önem vermiştir. — Doğu ve Batı uygarlığını sentezlemeye çalışmış, eserlerinde kültür çatışmalarını işlemiştir. — "9. Hariciye Koğuşu, Sözde Kızlar, Şimşek, Fatih Harbiye, Matmazel Noralya'nın Koltuğu, Canan, Yalnızız" önemli eserleridir. Halikarnas Balıkçısı (1886 - 1973) (Cevat Şakir Kabaağaçlı) — Hikâye ve romancılığımızda "deniz çığırı"nı açan bir yazardır. — Eserlerinde denizi, deniz insanlarını, Bodrum'u ve Ege'nin efsanelerini anlatmıştır. — Eski Anadolu ve Yunan uygarlıklarını, mitolojiyi çok iyi bilir. — Bir hikâyesinde halkı savaş aleyhine kışkırttığı için Bodrum'a (Halikarnas) sürülmüştür. — "Ege Kıyıları, Merhaba Akdeniz, Ege'nin Dibi, Gülen Ada, Yaşasın Deniz, Mavi Sürgün, Agonta Burina Burinata" önemli eserleridir. Ahmet Hamdi Tanpınar (1901 -1962) — Şiir, roman, öykü, makale, biyografi, edebiyat tarihi alanında eser vermiştir. — Kendine has bir şiir dünyası vardır, şiirlerinde bilinçaltı öne çıkar. — "Zaman, rüya, hayal" kavramlarına geniş yer vermiştir. — Yahya Kemal ve Fransız sembolistlerinin etkisinde kalmıştır. — "Beş Şehir, Huzur, Abdullah Efendinin Rüyaları, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Edebiyat Üzerine Makaleler, 19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi" önemli eserleridir. Ahmet Kutsi Tecer (1901 - 1967) — Faruk Nafiz'in açtığı "memleketçi şiir" yolunda yürümüş, şiire yeni bir söyleyiş güzelliği getirmiştir. — Folklordan, Halk edebiyatından, eski efsanelerden ve günlük yaşamdan geniş ölçüde yararlanmıştır. — "Âşık VeyseP'i keşfeden kişi olarak bilinir. — "Koçyiğit Köroğlu, Köşebaşı" önemli eserleridir. Necip Fazıl Kısakürek (1905 -1983) — Edebiyatın her dalında eser verse de asıl ününü şiirlerinde gösterir. — İlk şiirlerinde Halk şiirinden yararlanan sanatçı daha sonra mistik bir anlayışa kaymıştır. — Şiirlerinde insanın evrendeki yerini araştırmış, madde ve ruh problemlerini, iç alemin gizli duygu ve tutkularını işlemiştir. — Tiyatrolarında sosyal sorunları ve insanımızın manevi bunalımlarını işlemiştir. — "Kaldırımlar, Örümcek Ağı, Reis Bey, Bir Adam Yaratmak, Çöle inen Nar, Yılanlı Kuyudan, Babıali" önemli eserleridir. Nurullah Ataç (1898 - 1957) — Dönemin en önemli deneme ve eleştiri yazarıdır. — Bir devrik cümle ustasıdır. — Türkçenin özleşmesi, yeni şair ve yazarların sanat dünyasına tanıtılması konusunda öncülük etmiştir. — Dildeki bütün yabancı sözcüklerin atılması taraftarıdır. — "Günlerin Getirdiği, Karalama Defteri, Günce, Okuruma Mektuplar" bilinen eserleridir. Cahit Sıtkı Tarancı (1910 - 1956) — Hece ölçüsüne yeni bir ses getirmiş, biçimi ve kafiyeyi benimsemiş, "ölüm" konusunu sıkça işlemiş bir şairdir. — "Otuz Beş Yaş" şiiriyle ün kazanmıştır. — Şiirde romantizm ve sembolizmin etkisindedir. — "Ömründe Sükut, Düşten Güzel, Sonrası" bilinen eserleridir. Orhan Veli Kanık (1914 - 1950) — Geleneksel şiir anlayışına karşı çıkmış, eski şiirle bağlarını koparmıştır. — Şiirde söz sanatlarına, ölçü ve uyağa karşıdır. — Türk şiirini kalıplaşmış sözlerden kurtarmıştır. — Birçok alanda eser yazan sanatçı, "La Fontaine'nin Masallarını ve "Nasrettin Hoca'nın Fırkalarını nazma çevirmiştir. — "Garip, Vazgeçemediğim, Destan Gibi" bilinen eserleridir. Arif Nihat Asya (1904 -1957) — "Bayrak" şairi olarak tanınmıştır. — Heceyle, aruzla ve serbest nazımla şiirler yazmıştır. Milli duyguları ince bir duyarlılıkla işlemiştir'. Dili sadedir. — "Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor, Kökler ve Dallar, Dualar ve Aminler" ünlü eserleridir. Attila ilhan (1925 - 2006) — Birçok alanda eser veren sanatçı, "Cabbaroğlu Mehmet" şiiriyle ün kazanmıştır. — Serüven tutkunudur. En çok aşk, intihar, içki ölüm, kavga, kahramanlık... temalarını işlemiştir. — Eserlerinde konuşma diline, argoya, halk deyimlerine geniş yer vermiştir. — Divan şiirinin biçim özelliklerinden yararlanmıştır. — Gerçeklerden ziyade anılarına sığınan biridir. "Duvar, Sisler Bulvarı, Ben Sana Mecburum, Bela Çiçeği, Kurtlar Sofrası, Bıçağın Ucu..." tanınmış eserleridir. Fazıl Hüsnü Dağlarca (1914 -...) Anadolu'yu yakından tanıyan bir sanatçıdır. İç ve dış gerçeklere bakarak bilinçaltına yönelmiş, şiire yeni ürperişler getirmiştir. Her şiirinde bir yeniyi dener gibidir, şiirleri devamlı bir gelişme gösterir. "Havaya Çizilen Dünya, Çocuk ve Allah, Üç Şehitler Destanı, Yedi Memetler, Çakırın Destanı" bilinen eserleridir. Tarık Buğra (1918 - 1994) Birçok alanda eser vermiştir, "Küçük Ağa" romanıyla ün kazanmıştır. "Sanat, insanı yüceltmeyi amaçlamalıdır." görüşüne sahiptir. Eserlerinde tarihimizi, ortak değer yargılarımızı, sorunlarımızı işlemiştir. "Küçük Ağa Ankara'da, Firavun İmanı, Osmancık, Yağmur Beklerken, ibişin Rüyası, Yarın Diye Bir Şey Yok, Siyah Kehribar..." tanınmış eserleridir. Cahit Külebi (1917 - 1997) Karacaoğlan'a benzer bir söyleyişe sahiptir. Memleketçi şiirimize yeni bir ses katmıştır. Anadolu sevgisini bir halk ozanı edasıyla işlemiştir. Gerçekçi - romantik bir şair özelliği taşır. "Yeşeren Otlar, Atatürk Kurtuluş Savaşı'nda, Rüzgâr, Adamın Biri" bilinen eserleridir. Kemal Tahir (1910-1973) Eserlerinde Osmanlı sosyal hayatı ve devlet yapısı üzerinde önemle durmuş, romanlarının çoğunda bunu işlemiştir. Konularını Çankırı, Çorum dolaylarından, cezaevi yaşantılarından, Kurtuluş Savaşı'ndan, eşkiya menkıbelerinden almıştır. Köyü ve köylü sorunlarını işlemiştir. "Yorgun Savaşçı, Devlet Ana, Köyün Kamburu, Yediçınar Yaylası, Bozkırdaki Çekirdek, Esir Şehrin İnsanları, Hür Şehrin insanları..." tanınmış eserleridir. Orhan Kemal (1914 -1970) Konu bulmakta zorluk çekmeyen sanatçının eserlerinde kahramanlar işçi, ırgat, gardiyan, bekçi, çöpçü, tutuklu...dur. Kişileri konuşturmakta çok başarılıdır. Eserlerinde yoksul insanların aşklarını, geçim sıkıntılarını, mücadelelerini yansıtmıştır. "Baba Evi, Murtaza, Hanımın Çiftliği, Ekmek Kavgası, Bereketli Topraklar Üzerinde..." önemli eserleridir. Yaşar Kemal (1922 -...) Eserlerinde Çukurova insanını anlatır. Dili sadedir, şiirsel bir söyleyişi vardır. Uluslararası ödüller alan sanatçı, asıl ününü romanlarıyla sağlamıştır. Anadolu folklorundan, efsanelerden, halk hikâyelerinden yararlanmıştır. Doğa tasvirleri, çok güçlüdür. "Sarı Sıcak, İnce Memet, Yılanı Öldürseler, Yer Demir Gök Bakır, Teneke, Demirciler Çarşısı Cinayeti..." tanınmış eserleridir. Necati Cumalı Hikâye ve roman yazan sanatçı şiirleriyle ün kazanmıştır. Süssüz ve mecazsız bir söyleyişi vardır. Şiirlerinde yaşama sevinci, aşk, sevgi... temalarını işlemiştir. "Tütün Zamanı, Susuz Yaz, Acı Tütün, Güze! Aydınlık..." bilinen eserleridir. Haldun Taner (1916-1986) Öykü ve tiyatrolarıyla tanınır. Canlı, eğlenceli, meddah konuşmalarını çağrıştıran bir anlatımı vardır. Epik tiyatrolar da yazan sanatçı, kahramanları kendi ağızlarıyla konuşturmuştur. "Şişhane'ye Yağmur Yağıyor, Yaşasın Demokrasi, Keşanlı Ali Destanı..." ünlü eserleridir. | |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Konu Araçları | |
| |
|