Tekil Mesaj gösterimi
Alt 06-01-2008, 05:37 PM   #2
webmaster

Administrator
 
webmaster - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 176



Standart

*Dünyaya yoksul geldim, yoksul gideceğim.
*Kimi insanlar odaya girdiğinde aydınlatır kimisi çıktığında
*Yıllar sonra doğduğu kasabaya gitmeyi hiçbir zaman istemedi.
*Hangi işe elimi atsam yüzüme gözüme bulaştırıyorum.
*Bir yalan ne kadar hızlı olursa olsun, hakikat ona yetişip geçer.
* S. D. in vücudunda estetik (ameliyat) var mı?
*80 bin civarında göz taramasından geçirilmiş ( ) hastamız var.
*Alkollü araç kullanmayın. (Aracı, alkollü kullanmayın.)
*En doğal vatandaşın ( ) hakkını koruyamıyorlar.*
*Mobilyalarınız ücretsiz evinize ( ) teslim edilir.
*Y. Dershanesi herkesi ücretsiz üniversite sınavına ( ) hazırlıyor.
*Su gibi şarapların ( ) içildiği düğünde olay çıktı
*Yeni eve ( ) geldim. (evin sıfatı söylenmek istenmiyorsa)
*Çırılçıplak gazetecilere ( ) yakalanan M.U. olay çıkardı. (gazeteciler çırılçıplak değilse)
*Mazeretsiz sınava ( ) girmeyenler az değildi.
*Dünyanın ilk üç bıçaklı ( ) tıraş makinesi
* Komutan gidince askerler kafasız kaldı. (baş)
*Küllük, Tekin'in birbiri ardınca yaktığı sigara (-ların) izmaritleriyle dolmuştu. (Tamlayan eki kullanılmazsa yakılan, sigara izmaritleri olur.)
*Allah misafiri. (Tanrı misafiri)
* Beni de düş kırıklığına uğrattın. (hayâl)
*Ne hayâllerle başlamıştık bu işe. Birlikte az mı çile paylaştık. (çektik)
*Reklâm aramız var şimdi onu izleyelim.
*Talihsiz bir kaza sonucu araba devriliyor.
*Çok üzgün bir haberle bültenimizi sonluyoruz.
*Mehmet Âkif ölümünün 15. yılında törenlerle kutlandı.
*Dinleyicilerimiz bu programları tepkileriyle desteklesinler.
*Tevfik Fikret yaşantısının son dönemlerini bunalım içinde geçirmiştir.
*Bu olay onun hasta olmasını sağladı.
*O gece şehrin ortasında bir ölü ölmüştü.
*Atalarımız zaman, nakittir demişler. (vakit)
*Sütten dili yanan ayranı üfleyerek içer. (yoğurdu, yer)
*Matematikten geçtiğini öğrenince etekleri tef çalmaya başladı.(zil)
*Kurt kocayınca ayının maskarası olurmuş. (köpeğin)
*Anlayana sivrisinek az. (Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.)
*Hoşça kalın diyorum size.
*Bir cümle daha söylemek isteyeyim. (Bir cümle daha söyleyeyim.)
*Kurumuş olan çiçekleri vazodan çıkardım.
*Ne kadar ayıp, kulaklarımla duymasam inanmazdım.
*Karşılıklı selâmlaşıyoruz.
Fazlalık, genellikle eş anlamlı kelimelerin bir arada kullanılmasından kaynaklanır:
Yarı karanlık, loş bir yerde oturdular.
Henüz sınava daha var.
Size bir örnek daha vereyim meselâ.
İptal edilen sınav yinelenecek ve tekrarlanacak.
Hayat bir yaşam mücadelesidir.
Problemi çözebilecek alternatif seçenekler sunulabilir aslında.
Çocukların eğitim ve terbiyesiyle ilgilenmeliyiz.
Eğer merak etmezseniz anlatmayayım.
Yaklaşık iki yıla yakın bir zamandır Konya'da oturuyorlar.
Sorunlarımızı çözmeden meselelerimizi halledemeyiz. İşte bütün problemimiz bu!.
Kısaltmalardan sonra, kısaltmaya dahil kelimenin tekrar söylenmesi fazlalıktır: ÖSS sınavı (Öğrenci Seçme Sınavı sınavı), ÖSYM merkezi (Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi merkezi), GAP projesi (Güneydoğu Anadolu Projesi projesi), TBMM meclisi (Türkiye Büyük Millet Meclisi meclisi), ÜNTV televizyonu (Üniversite Televizyonu televizyonu) gibi.
Geçen Ramazan Bayramında Oktay'ı, Oktay'ın köydeki amcasını ve Oktay'ın büyük kardeşini de ziyaret ettik.
Bu yıl okuyacağımız dersler arasında ortak dersler denen dersler de varmış.
Televizyon kanallarında yeni program arayışı, aslında programlardan değil program içeriklerinden kaynaklanmaktadır.
Burkay'ın dayısının oğlunun çantasının fiyatı.
Selçuk Üniversitesinin Fen-Edebiyat Fakültesinin Doğu Dilleri ve Edebiyatları Bölümünün Urdu Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalının öğretim üyesi.
Merdiveni dayayıp, kayısı ağacına çıkıp, kalınca bir dala oturup, kayı¬sıları koparıp, sepetine doldurup, sepeti aşağı sarkıtıp yerdeki kovayı istedi.
Sekretere sormadan, izin almadan, kapıyı vurmadan içeri girdi.
Yerinden hızla kalkarak, pencereyi açarak, aşağıya bağırarak kardeşini çağırdı.
Biraz önce hışımla içeri giren, müdür yok mu diye bağıran, masaya vuran, yerinde tepinen sen değil miydin?
Bütün bildiklerimi ve bilmediklerimi oğluma öğreteceğim.
Kaderde bir köşe başında ölü olarak uyanmak da var.
Baharın en güzel aylarından biridir nisan, mayıs.
Beni duymayan arkadaşlar lütfen ellerini kaldırsın.
Trafik kazasında hayatını kaybedenlere baş sağlığı dilendi.
Cenazede sayıları on binin üzerinde yedi bin güvenlik görevlisi vardı.
Galatasaray 2 0 yenilgiden 3 0 öne geçti.
Geçtiğimiz hafta bir toplantı yapıldı. (Zaman yerinde duruyor biz mi geçiyoruz yoksa geçen zaman mı? Doğrusu geçen hafta olmalıdır.)
İfade kesinliği de bazen cümlelerin düşünce veya bilgi bakımından yanlışlığına yol açar:
Yahya Kemal'in Han Duvarları adlı şiir kitabı çok güzeldir. (Han Duvarları Faruk Nafiz Çamlıbel'in bir şiir kitabıdır.)
Selçuk Üniversitesinde 75.000 öğrenci (?) okuyor.
Arabada hava yastığı varsa hiçbir şey olmaz.
Kesin olarak bilinmeyen durumların veya olayların ifadesinde galiba, yanılmıyorsam, herhalde, zannedersem gibi ihtimal anlamı taşıyan bir kelime söylenirse yalancı durumuna düşülmez: Selçuk Üniversitesinde, yanılmıyorsam, 75.000 öğrenci okuyor. gibi.
Konunun olumlu ve olumsuz yönleri göz önünde bulundurularak bütün, daima, en çok, hepsi, herkes, hepsi, her zaman, hiç, hiç kimse gibi genel anlamlı kelimeler dikkatli kullanılmalıdır:
Herkes müzik dinlemekten hoşlanır.
Okulda başarılı olan herkes hayatta da başarılı olur.
Sen beni hiç dinlemezsin ki.
Dilimize Arapçadan çokluk biçimiyle giren beyanat (beyanlar), efkâr (fikirler), erzak (rızıklar), enbiya (nebiler, peygamberler), evliya (veliler), maruzat (arz edilenler) gibi kelimeler zaten çokluk olduklarından bunların Türkçe çokluk ekiyle (-lar, -ler) tekrar çokluk yapılması yanlıştır.
Dilde olmayan gramer biçimleriyle kelimeler oluşturmak da yanlıştır:
abicim (ağabeyciğim), alıkoyulan (alıkonulan), alolaşırız (telefonlaşırız), ayıpsın (ayıp ediyorsun), bakkalcı (bakkal), bi drink aliim (bir şey içeyim), bissürü (bir sürü), cep to cep (-), cepleşiriz (-), cevaplamak (cevaplandırmak), çekilebilinir (çekilebilir), çirkinletmek (çirkinleştirmek), demincek (demin), dolayında (dolaylarında), erdemliği (erdemliliği), free takıl- (-), fulle, ful yap (doldur, tamamla), geçebilemedi (geçemedi), gidebilemedi (gidemedi), güzel¬letmek (güzelleştirmek), hacın (haccın), hanımdan muhtar (hanım muhtar), haremlik (harem), icad ol- (icad olun-, icad edil-), iptal ol- (iptal edil-), kaçtı¬rıldı (kaçırıldı), kardeşâne (kardeşçe), kasapçı (kasap), koktur- (kokut-), madden (maddeten), manavcı (manav), napcaz (ne yapacağız), ne ki (ne var ki), özelliklen (özellikle), pahalılatmak (pahalılaştırmak), redetti (reddetti), sericen (sereceksin), sordu kine (sordu ki), sormiyyim (sormayayım), sorurdur (sorar), takıl bana (benimle gel), tayin ol- (tayin olun-, tayin edil-), vericeyiz (verece¬ğiz), verilebilinir (verilebilir), yaparaktan (yaparak), yeyildi (yenildi) gibi.
Hâl eklerinden birini diğerinin yerine kullanmak da yanlıştır: beni bi çay yap (bana bir çay yap), Selçuklu mağazamız saata kadar açıktır., nereyesun (neredesin) gibi.
ayar yap-( ayarla-), bekleme yap- (bekle-), bülten yap- (bülten çıkar-), dersini yap- (dersini ver-), etki et- (etkile-), film yap- (film çevir-), gecikme yap- (gecik-), kuşku et- (kuşkulan-), şüphe et- (şüphelen-), umut et- (um-) gibi.
Son zamanlarda bilhassa batı dillerinden yapılan yanlış çevriler sebe¬biyle al- fiili de yardımcı fiil gibi kullanılmaya başlanmıştır: banyo al-, duş al-, çay al- (çay iç-), istek al- (isten-), kahve al-, yenilgi al- (yenil-) vb. gibi.
Sen içeri (giriyorsun) ben dışarı doğru çıkıyorum. (yüklem eksikliği)
Ekonomik kriz böyle devam ederse ben işimden (olacağım) sen de parandan olacaksın. (yüklem eksikliği)
Sigarayı az, (içerim) içkiyi hiç içmem. (yüklem eksikliği)
Hastanın kanlı gömleğini çıkarıp ( ) soydu. (neyi, kimi soydu?)
Kanserin tedavisini artık bulalım ve (kanseri) yenelim. (nesne eksikliği)
Dişçi, çürük dişi çekip (çocuğu) eve yolladı. (nesne eksikliği)
Aybike'nin tehlikede olduğunu ben de biliyordum ve (onu) uyardım. (nesne eksikliği)
Yaralılarla konuşan ve (gazetecilere) bilgi veren Sağlık Bakanıdır. (dolaylı tümleç eksikliği)
Erbay ve Gürdal bu yıl sınava girecek.
Karahanlı Türkçesi, XIV. yüzyılda gelişerek, Cengiz Han'ın ikinci oğlunun adı ile Çağatay devletini kurarak, Çağatay Türkçesi ismi altında, Çağatayca ve edebiyatını meydana getirir.
Resmi ve İş Mektupları (Resmî Mektuplar ve İş Mektupları)
Hangi tür konuşma olursa olsun herhangi bir konuşmada başarılı olmak için bir takım hazırlıklar yapmak ve bazı kurallara uyulmalıdır.
ne.......ne bağlama edatı kullanılan cümlede yüklem olumsuz olursa anlatım bozukluğu meydana gelir:
Çocuğun ne annesi yokmuş ne babası.
Dahası, ne o nezahet ve nükte ne de edep ve terbiye artık kalmamış; argo, yerini yavaş yavaş küfürlere bırakmıştır.
Nesne alması gereken (geçişli) fiilden önce nesnenin kullanılmaması hâlinde, nesne-yüklem uyumsuzluğu olur. Sıralı veya bağlı cümlelerde geçişsiz (nesne almayan) fiili takip eden cümlenin geçişli (nesne alan) fiille kurulması hâlinde nesne mutlaka kullanılmalıdır:
Trafik kurallarına uyun, (uymayanları) uyarın.
Herkes uyanıkken siz uyumayın, (uyuyanları) uyandırın.
Sıfat tamlamalarında sıfat ile nitelenen veya belirtilen isim arasında anlam bakımından mutlaka bir uyum olmalıdır:
Bunlar akıllı işlerdir. (akıllı sıfatı, iş ismine uygun değildir)
Geçen yıl sıfır kollu elbiseler modaydı.(kolsuz elbise)
Sıfır hatayla projesini tamamladı. (Projesini hatasız tamamladı.)
Sıfatların veya zarfların derecesini göstermek üzere kullanılan çok, daha, en, pek gibi zarfların yerine korkunç, dehşet, inanılmaz, felâket, müthiş gibi olumsuz anlamlı kelimelerin kullanılması yanlıştır:
Babam manyak para gönderiyor.
Korkunç güzel bir programdı. (korkunç olan güzel değildir)
Şarkılarınızı inanılmaz güzel buluyorum.
Müthiş konserimize bekliyoruz. (müthiş: dehşetli, korkunç)
Birkaç, her, herhangi bir gibi kelimeler veya sayı isimleri sıfat tamla¬masının tamlayanı olursa isim mutlaka teklik olmalıdır: birkaç iyi adam, her zaman, herhangi bir anlayış; iki masa, beş öğrenci, bin konut gibi.
Beşevler, Çifte Minareler, Kırk Haramiler, Üç Kuyular, Üç Silâhşorlar, Yedi Cüceler gibi özel isim hâline gelenler müstesnadır.
İsim tamlamaları ve sıfat tamlamalarında eksik unsurların bulunması da uyumsuzluktan kaynaklanan anlatım bozukluklarına sebep olur:
Yaklaşık 80 (santimetre) ya da 1 metre çapında bir daire çizin.
Ben diyeyim 25 (gün) siz deyin bir ay sonra terhis oluyorum.
Yabancı dil yayınlar (ı) merkezi.
Yine aşık olmuş.(aşık: eklem yerindeki kemik, âşık: seven)
Bu yıl karınızı ortaklarınızla paylaştınız mı? (Bu yıl kârınızı ... biçi¬minde yazılmazsa paylaşılan kâr olmaz.)
Farklı hizmet, karlı alış veriş.(Farklı hizmet, kârlı alış veriş.)
Kendisini taktir ediyoruz.(taktir: damıtma, takdir:beğenip değer verme)
Bir kelimenin kendinden sonra gelen kelimeyle yapı ve anlam bakımın¬dan ilgisi olmadığını göstermek için virgül işareti konur:
Genç doktora şikâyetini anlattı.cümlesinde anlatım bozukluğu yoktur. Genç ve doktor kelimeleri arasına virgül konmadığı için genç kelimesi doktorun sıfatı olarak kullanılmıştır. Bu cümlede genç sözü özne olarak kullanılacaksa genç kelimesinden sonra virgül işareti mutlaka konulmalıdır.
Aşağıdaki örneklerde virgül işareti kullanılmadığı için cümlelerde belirsizlik vardır:
Gürültüden ürktüğü için Ali Ağa eşeğine yollu küfürler savurdu.
Benim gibi çalışmazsan kazanamazsın.
İnsanlar ancak anadillerinin derinliklerine nüfus edebilir
*Hiçbir şiire başlarken ,bunu umuda ,umutsuzluğa, sevince ya da acıya yönlendireyim, diye başlamıyorum. (2005 öss)
*Sözünü ettiğiniz binayı ne gördüm ne de yerini bilirim. (2005 ÖSS)
*Bir ailenin verdiği insanüstü bir çabanın öyküsüdür bu. (2005 ÖSS)
* Bu kazada can kaybı yaşanmadı. (2005 ÖSS)
*Gelişme çağındaki gençler, kendinin ve çevrenin yönlendirmesiyle yanlış yapabilirler. (2005 ÖSS)
*Bir fil elektrik direğinden daha yükseğe zıplayabilir mi?
webmaster isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla