Pisagor okulunun üyelerinin bir çogu Cylon isimli bir yobazin yönettigi bir baskin sonuncu katledilmislerdir. Pisagor hayatini kurtarmistir ama bir kaç sene sonra o da ölmüstür. Pisagor’un düsünceleri, Pisagor ekolu, su veya bu isim altinda uzun yillar yasamistir. Bu bilgilerden de anlasilacagi gibi, Yunan matematiginin temelinde Misir ve Mezopotamya matematigi vardir.
Atina’ da matematigin sistematik egitimi Platon’la (M.Ö. 427-347) baslar. Sokrat’in ögrencisi olan Platon, Sokrat’in ölüme mahkum edilip, zehir içerek ölmesinden sonra, uzun bir yolculuga çikar; 10 yil kadar Misir, Sicilya ve Italya’da kalir. Orada, Pisagorculardan matematik ögrenir. Matematigin dogru düsünme yetisi için ne denli önemli oldugunu anlayan Platon, Atina’ya döndügünde, M.Ö. 387 de, bir okul kurar ve ona Pers-Yunan savaslarin kahramanlarindan Akademius’un ismini verir. ( Bazi kaynaklara göre de Akademos, Platon’un okulunun kurulu oldugu alanin sahibinin ismidir). Bu Platon’un “akademi”sidir. Bu akademinin girisinde “her kim ki geometrici degildir, içeriye girmesin yazilidir”. O tarihlerde, henüz matematik sözcügü kullanilmamaktadir, “geometri” matematik sözcügünün yerine kullanilmistir. Bu okulda felsefe, geometri, müzik ( harmoni teorisi) ve jimnastik agirlikli bir egitim verilmektedir. Geometri dogru düsünmeyi ögrenmenin temel araci olarak kabul edilmekte ve o tarihlerde felsefe ile geometri içice denecek kadar birbirine yakin konular olarak görülmektedir. Platon bir arastirma yöneticisi gibi görev yapmakta, ögrencilerine çesitli geometri sorulari vererek, onlardan bu sorulari halletmelerini istemektedir. Bu okul M.S. 529’ a kadar, 900 yildan fazla faaliyet gösterecektir. Bu okulda çok sayida matematikçi yetismistir. Burada yetisen ilk önemli matematikçi Öklid (Euclid) ( M.Ö.325-265); son önemli matematikçi Proclus (M.S. 411-485) tur. Bu dönemin matematigi hakkinda en önemli kaynak Proclus’un eserleridir.
M.Ö.400-300 yillarinin en önemli matematikçi-bilim adami, Platon’un akademisinde de hocalik da yapmis olan, Eudoxus’tur. Pisagorcularin sayi anlayisini degistirerek, sayi’yi iki uzunlugun orani olarak tanimlayan ve bu tanima uygun bir sayilar aritmetigi gelistirerek, irrasyonel sayilarin kesfi sonucu, matematigi içine düsmüs oldugu krizden kurtaran; entegral kavraminin temelinde olan “exhaustion” yöntemini gelistiren ve ilk olarak bir evren modeli tasarlayan Eudoxus’tur.
“Exhaustion” yöntemi sekli düzgün olmayan, dolayisiyla alani yada hacmi bilinmeyen bir cismin alan veya hacmini, alani yada hacmi bilinen sekillerle doldurarak o alani yada hacmi hesaplama yöntemidir. Bugün, bir fonksiyonun grafigi ile x ekseni arasinda kalan alani bulmak için kullandigimiz yöntem esasta bu yöntemdir.
M.Ö. 335 den itibaren, Makedonya’li büyük Iskender, 12-13 yil gibi kisa bir sürede Pers imparatorlugunun tamamini ele geçirir. Hindistan dönüsü, 322 de Babil’de ölür. Iskender’in ölümünden sonra, Iskender’in generalleri kanli bir iktidar mücadelesine girisirler. Bu mücadele sonucu, Iskender’in imparatorlugu üçe bölünür. Imparatorlugun Afrika daki topraklari ( Misir , Libya ) general Potelemi’ye, imparatorlugun Asya’daki topraklari general Seleukos’a ve Avrupa’daki topraklarda Antigonos’e düser. Böylelikle, daha sonra “ Yunan kültür bölgeleri” diye adlandirilacak olan Yunan medeniyetinin gelisecegi üç bölge ortaya çikar. Bunlar Yunanistan-Makedonya, Anadolu-Suriye ve Misir-Libya dir. Makedonya kralliginda Platon’un akademisi, Aristo’nun Lisesi gibi okullar egitimlerini daha uzun yillar sürdürürler ama daha çok felsefe agirlikli olarak.
Anadolu’da tip ve astronomide önemli bilginler yetisir, Galen ve Hipparkus gibi. Galen’nin tip konusunda 500 civarinda kitap (papirüs) yazdigi bilinmektedir. Galen, her ne kadar da Hipokrat ve Ibni Sina kadar ismi tip dünyasinin disinda çok bilinen bir kisi degilse de, tarihin en önemli bilim ve tip adamlarindan biridir. Matematik açisindan ise en önemli merkez Iskenderiye’dir. |